-
Sürgün Prenses Ursa
Avatar: Son Hava Bükücü çizgi dizisinde Ateş Ulusu Kraliyet Ailesi üyelerinin hayatları büyük gizemler ve trajediler barındırır. Özellikle bu yazımızda, Zuko ve Azula’nın annesi, Ateş Kralı Ozai’nin ise eşi olan Ursa’nın hayatını mercek altına alacağız. Böylelikle ailenin karanlık geçmişindeki en önemli figürlerden birini daha yakından tanıyacağız. Erken Yaşamı ve Soyu Ursa, Ateş Ulusu’nun Hira’a köyünde doğmuştur. Babası Jinzun, annesi ise kentin yerel soylularındandı. Ancak Ursa’yı tarihsel olarak önemli kılan asıl detay, Avatar Roku’nun torunu olmasıydı. Gençliğinde yerel bir tiyatro grubunun üyesiydi ve çocukluk aşkı Ikem ile nişanlıydı. Ancak hayatı, Ateş Lordu Azulon’un kapısına dayanıp onu Prens Ozai ile evlenmeye zorlamasıyla tamamen değişti. Kraliyet Sarayı’ndaki Yılları Ursa’nın saray hayatı, duygusal bir izolasyon ve korku içinde geçti.…
-
Narnia: Alegorik Bir Dünya
Narnia… Pek çok sıra dışı canlının yaşadığı yer. Çocukken okuduğumuzda ya da izlediğimizde bizi büyülemişti Narnia. Peki, Narnia bizim dünyamızdan tamamen bağımsız ve farklı bir yer mi? Yoksa dünyamızdan esintiler taşıyor mu? Bu yazıda bu sorulara cevap bulalım. Narnia’nın Yaratılışı Aslan, Narnia’nın yaratıcısı ve tek gerçek kralıdır. Aynı zamanda da iyi olan her şeyi temsil eder. Denizin Ötesindeki İmparator’un oğludur. Aslan’ın Ülkesi adında bir yerde yaşar ve Narnia’ya gelip gider. Aslan, Narnia dünyasını kendi ülkesinin görünüşünde yaratır. Buradaki her şeyi Narnia’ya getirir. Pek çok hayvan, yıldız, gökyüzü ve nicesi. Bunu da kükreyerek ve şarkı söyleyerek yapar. Narnia, sıradan dünyaysa Aslan’ın Ülkesi “gerçek” dünyadır. Bu da bize dünya ve ahiret bağlamında…
-
Çatlak: Hayatın İçinden
Gökdelenlerin arasında kalmış eski bir aile binasında başlıyor hikayemiz. Modern hayatın içinde geleneklerine bağlı kalmaya çalışan fakat duvarlarına çatlakları alan ailenin günlük yaşantısı izliyoruz. Fikret Reyhan yapımı Çatlak filmini izlediğimizde bizden bir filmmiş gibi hissediyoruz. Yabancısı olmadığımız bir ailenin içine rahatça girebiliyoruz.Hatta o karakterlerle hızlıca bağdaşıp duygu durum hallerini yaşıyoruz. Evet, yabancılık çekmiyoruz çünkü tipik bir Türk aile yapısıyla karşılaşıyoruz. Ailedeki karakterlerin hemen hemen hepimizin ailesinde olan tipik akraba modelleri olduğunu görüyoruz. Çatlak Ailesi Çatlak, zamanında yurt dışında çalışan ve orada çalıştığı arkadaşı Ayhan’dan borç para alarak ailesine gönderen Fatih’in söylediği yalanlar ve gizlediği gerçekler arasında borcu ödemesi üzerine ailenin kendi içinde çözmeye çalıştığı durumu anlatıyor bizlere. Geleneklerinden asla kopmayan,…
-
Yüzük Savaşı’ndan Önce Üçüncü Çağ
Amazon’un Güç Yüzükleri dizisi çıkmadan önce Orta Dünya’nın İkinci Çağı’ndan bahsettim. Bundan önce de Amazon’un berbat dizisi Güç Yüzüklerini yerden yere vurdum. Ve bugün de Amazon’un telif haklarını satın aldığı Yüzüklerin Efendisi kitaplarını kullanarak aslında nasıl bir Üçüncü Çağ hikayesi izletebileceğinden bahsedeceğim. Gidip de Üçüncü Çağ’ın anlatıldığı kitapları alıp sonra neden İkinci Çağ hakkında dizi yaptıklarını açıklamıştım ama tekrar söyleyelim: Bunun sebebi, kendi saçma hikaye müsveddelerini bize göstermek. Ama aslında Yüzüklerin Efendisi kitaplarını kullanarak bize gayet güzel olaylar gösterebilirlerdi. Bu yazı,Yüzüklerin Efendisi’ndeki Yüzük Savaşı öncesinde geçmiş ve Amazon’un kullanabileceği ama istemediği hikaye ve olaylardan bahsedeceğim. Üçüncü Çağ Nasıl Başladı? İlk olarak Üçüncü Çağ’ın ne zaman ve nasıl başladığından konuşalım. Hatırlarsak…
-
A Knight of the Seven Kingdoms: Prensler ve Kral Olacak Prensler
Dikkat: Bu yazı A Knight of the Seven Kingdoms dizisi ile Game of Thrones evrenine (kitap ve dizilerine) dair önemli sürprizbozanlar (spoiler) içermektedir. HBO’nun merakla beklenen yeni dizisi. A Knight of the Seven Kingdoms (Yedi Krallık Şövalyesi) izleyiciyle buluştu. Yayınlanan bölümleriyle büyük beğeni toplayan dizi, şimdiden yüksek puanlarla tahtını sağlamlaştırıyor. “Yazımızın temelinde; dizinin geçtiği dönemdeki Targaryen prenslerinden, Demir Taht’ın varislerinden ve nihayetindegeleceğin krallarından bahsedeceğiz.” Kral Eli, Prens Baelor Targaryen (Mızrakkıran) Kral II. Daeron Targaryen ve Myriah Martell’in ilk çocuğu olarak dünyaya geldi. Dedesi IV. Aegon’un ölümünden sonra babası Daeron tahta geçince, Baelor tahtın varisi olarak “Ejderha Kayası Prensi” unvanını aldı. Halasının düğününde düzenlenen turnuvada gösterdiği başarıyla “Mızrakkıran” lakabını kazandı. Baelor, FS 196 yılındaki Blackfyre İsyanı…
-
Hacivat Ve Karagöz Neden Öldürüldü? Karakterleri Gerçeğe Ne kadar Yakın?
Sinema da dönem ve mizahı harmanlayan Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü filmi geleneksel gölge oyununa gerçekçi bir geçmiş hikaye vermiş. Geçtiği dönemin demografik, sosyolojik ve dinsel pek çok gerçeğini yansıtmıştır. Bu yazımızda filmde ki karakterlerin gerçek tarihe ne kadar uyup uymadığını inceleyeceğiz. Filmin başrolleri olan Hacivat ve Karagöz bu yazının konusu olmayacaktır. Zira onlar yaşamamıştır ki ölmüş olsunlar. Filmin Geçtiği Dönem Filmin geçtiği tam tarih söylenmese de yapımın sonunda İznik’in Osmanlı beyliğince alındığını öğreniyoruz bu da 1331 tarihine denk geliyor yani film 1331 ve önceki bir ya da iki yılı kapsıyor. Yazımıda bu yılı esas alacağız. Moğol Valisi Timurtaş Filmin açılışında kısa süre gördüğümüz karakteri, daha sonraki anlatımlarda Anadolu Beyliklerini…
-
Kadim Dillerin Yankısı: Fantastik Evrenlerde Dilin Evrimi ve Gücü – IV. Bölüm: Uzayda Konuşulan Direniş
Tarihin en kadim zamanlarından beri dil, yalnızca iletişim kurmanın değildir. Aynı zamanda dünyayı şekillendirmenin de bir aracı olmuştur. İnsanlık, nesneleri adlandırarak onları tanımlamış; tanımlayarak da onlara hükmetmeye çalışmıştır. Mitlerden masallara, kutsal metinlerden fantastik kurgulara kadar birçok anlatıda “söylenen söz” fiziksel bir etki yaratır. Sözcükler bir büyüye, bir emre, bir lanete ya da bir mucizeye dönüşebilir. Fantastik evrenler işte tam da bu noktada, dilin sıradan bir araç değil. Evren kurucu bir unsur olduğunu hayal eder. Bu evrenlerde dil, yalnızca karakterlerin konuşma biçimi değildir. Aynı zamanda kültürün, tarihin ve kimliğin de taşıyıcısıdır. Her ırk, her toplum, hatta bazı durumlarda her birey kendi diliyle birlikte kendi dünyasını da yaratır. Elfçe’nin incelikli zarafetiyle Cüce…
-
Neden Kurosawa?
Sinema tarihinin en etkili ve en saygı duyulan yönetmenlerinden biri Akira Kurosawa’dır. Japon sinemasının uluslararası alanda tanınmasında öncü bir rol oynamış olan Kurosawa, hem Doğu’nun anlatı geleneğini hem de Batı’nın dramatik yapısını ustalıkla harmanlayan benzersiz bir sinema dili yaratmıştır. Onun filmleri yalnızca Japonya’nın kültürel dokusunu yansıtmakla kalmaz. Aynı zamanda evrensel insanlık hâllerine dair derin sorgulamalar sunar. “Rashomon”, “Yedi Samuray”, “Ikiru” ve “Ran” gibi başyapıtları, sinemanın anlatım gücünü yeniden tanımlamıştır. Kurosawa, kariyeri boyunca insan doğasının karmaşıklığını, ahlaki çatışmaları ve kaderin kaçınılmazlığını sinemasal bir felsefe çerçevesinde ele almıştır. Onun anlatımında kahramanlık, vicdan ve onur gibi kavramlar yalnızca kültürel değerler değildir. İnsan varoluşunun temel sorularıdır. Bu yönüyle, Kurosawa sineması yalnızca Japon sinemasının değil,…
-
Lars von Trier’in Dogville’i: İnsan Ruhu Ne Kadar Masum?
“Dikkat bu yazı Dogville (2003) filminden sürprizbozan (spoiler) içermektedir.” Freud, “İnsan doğası ne saf iyi ne saf kötüdür; ama içinde bastırılması gereken ilkel, yıkıcı, bencil dürtüleri vardır. Bu yüzden insan doğuştan saldırganlık ve hazcılıkla yüklüdür; ahlak, toplum, din ve eğitim bu dürtüleri bastırmak için vardır. Ama bu bastırma doğal değildir, zorunludur ve her zaman başarıya ulaşmaz.” der; insanın zihninin id, ego ve süperego olarak üç katmanda olduğunu açıklarken. Dogville: Bir Kasaba, Bir Sığınak, Bir Gerçek 2003 yapımı Lars Von Trier filmi Dogville, baştan sona mafyadan kaçarken bir köye sığınan ve o köyde tutunmaya çalışan Grace karakterinin yaşadıklarını izletiyor bize. Nezih kasabada Dogville’de yaşayan halk ve Grace ilişkisini inceliyoruz sanarken işin…
-
Fringe: Gerçekliğin Sınırlarını Aşmaya Cesaretiniz Var mı?
Zaman zaman geriye dönüp baktığımda, bazı dizilerin bende bıraktığı izleri kelimelere dökmek zor oluyor. Fringe de tam olarak böyle bir dizi. İlk bölümü izlediğim günü dün gibi hatırlıyorum: Walter’ın laboratuvarına ilk kez adım atışımız, Peter’ın belirsizlikle dolu bakışları ve Olivia’nın içe dönük yalnızlığı hâlâ gözümün önünde. Yıllar geçse de o evrene dönmek istiyorum. Hikâye Anlatımı ve Mitoloji Bazı diziler yalnızca bir hikâye aktarmaz; izleyiciyi içine çekerek, karakterlerle güçlü bir bağ kurmasına imkân verir ve giderek kendi mitolojisini inşa eder.” Fringe, işte bu tür dizilerden biri. İlk bakışta sıradan bir ‘prosedürel dizi’ gibi görünür; ama kısa sürede özgünleşip akıl almaz bir olay örgüsü sundu. Bilim Kurgu ve İnsan Dramı J.J. Abrams…